Natürmort Hakkında Bilgi

2014-01-11 12:19:00

Natürmort Natürmort, konusu cansız varlıklar (ölü hayvanlar) veya nesneler (meyveler, çiçekler, vazolar, vb.) olan resimlere verilen isimdir. Fransızca: Nature morte , “ölü doğa” anlamına gelen tanımlamadan Türkçe’ye geçmiştir. Bu terim sanat alanında 17. yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlanmıştır. Manzara ve portre resimlerinin dışında, çeşitli nesnelerin bir araya getirilerek bir kompozisyon oluşturmasıyla ortaya çıkan resim türüdür. 1560’lardan sonra Hollanda resim atölyelerinde görülen tür stilleven adını alır. Bu sözcük Fransa’da nature morte-ölmüş doğa-, İngilizce’de still-life, Almanca’da stilleben, İtalyanca’da natura morta olarak nitelendirilir. Bu tür, akademi yanlısı ve barok üslup karşıtı çevrelerde yaygınlık kazanır. Natürmortta; canlı varlıklar dışında kalan nesnelerle, çevremizdeki hareketsiz doğa öğeleri, özellikle çiçekler, meyveler ve küçük hayvanlar konu olarak seçilir. Nesneler pratik kullanımları dışında simgesel bağlantılar açısından da önemlidir. Ölüdoğa öğeleri 17. yüzyıla kadar resmin konusuna ve ayrıntıya destek olarak tasvir edilir. İlk kez 17. yüzyılda ana konu olur. Ancak bu türün ilk örneklerine eski Mısır mezarlarında ve Antik Yunan duvar resimlerinde, mozaiklerde, toprak vazoları ve tabakları üzerinde de rastlanır. M.Ö. 1422-1411 yıllarında Mısır’da Menna’nın mezarının duvarlarında meyve, balık, tavuk ve testi tasvirleri bulunur. Bu resimler ölüye sunulan yiyecekleri gösterir. Antik Yunan’dan günümüze örnek ulaşmamıştır ama Pliny ‘Doğa Tarihi’ adlı kitabında Xenion denilen bu resimlerin yapıldığını ve en önemli ustanın Peiraiko... Devamı

Saat

2013-03-06 11:18:00

Devamı

Almancada filller ve çekileri

2012-12-27 19:58:00

Almancada filller ve çekileri Linkleri ; http://www.almanca-online.de/grammar/chapter_5/5_2_1_almanca_guclu_fiil_cekimleri.htm http://www.meleklermekani.com/yabanci-dil-sozluk/82156-almancada-fiiller-ve-cekimleri.html http://www.almancaegitim.net/forum/almanca_gramer/das_verb_fiil-t1176.0.html   isim ;   http://isim ; http://www.almancam.com/habergoster.asp?id=132   Devamı

SİMETRİ NEDİR

2012-12-26 17:56:00

SİMETRİ NEDİR » İki veya daha çok şey arasinda konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunlugu, bakişim.  » Eksen olarak alinan bir dogrudan, benzer noktalari karşilikli olarak ayni uzaklikta bulunan iki benzer parçanin birbirine göre olan durumu, bakişim, tenazur. Simetri Hastalığı: civardaki hersey simetrik ve duzgun durmuyosa hasta olan, duvardaki tablolari,saatleri duzelten, hali modeline dalip giden, yerdeki karolarin koselerde yarim kalanlarina simetriyi bozduklari icin sinir olan, vs vs insan.  Simetri Nedir ? (Detay) Simetri birden çok eleman arasındaki ebat, şekil ve pozisyon bakımından benzerlik, ahenk. Simetri insanlığın tabiatında mevcuttur. İyi-kötü, güzel-çirkin, derin-sığ gibi özellikler simetrinin tabiî bir görüntüsüdür. Benzer şekilde insan vücudunun sağ ve sol organları vücudu ikiye ayıran düzleme göre simetriktir. Simetri, esas olarak şekil ve pozisyon benzerliğine dayanan geometrik simetriyi ifâde eder.  Geometrik simetri ya bir noktaya, bir doğruya, bir düzleme veya radyal bir doğruya göre olur. Bir doğru üzerindeki, bir noktaya eşit uzaklıktaki iki nokta, bu noktaya göre simetriktirler. Bu iki noktanın bir doğruya(eksene) veya düzleme göre simetrik olmaları için, doğruları birleştiren doğru parçasının simetri ekseni veya simetri düzlemine dik olması ve noktaların bu eksen veya düzleme uzaklıkları eşit olması gerekir. Simetrik noktalar bir düzlemsel şekil veya uzayda bir cisim de olabilir. Bu durumda cisim veya şeklin benzer noktalarının, noktalar için târif edilen simetriklik özelliklerine sâhip olması gerekir. Bu tür simetriye, bir cismin aynadaki görüntüsü ve kendisi arasındaki simetriye benzediğinden yansıma simetrisi denir. &Ccedi... Devamı

DOĞAL SAYILAR

2012-12-26 17:54:00

DOĞAL SAYILAR 0, 1, 2, 3, ... , 50, ... devam eden sayılara doğal sayılar denir. Doğal sayılar kümesi D ile gösterilir. D = {0, 1, 2, 3, 4, 5, ... } İkinin katı olan sayılara çift doğal sayılar, çift doğal sayılardan bir sonra gelen sayılara da tek doğal sayılar denir. n bir doğal sayı iken;  Çift doğal sayılar : 2  Tek doğal sayılar : 2 + 1 biçiminde gösterilir. Sayma Sayıları Sıfır dışındaki doğal sayılara sayma sayıları denir.  S = {1, 2, 3, 4, 5, ...} SAYI DOĞRUSU Doğal sayılar kümesinin elemanları sırası bozulmadan, bir doğrunun eşit aralıklardaki bazı noktaları ile bire-bir eşlenirse bu doğruya sayı doğrusu denir.[SIZE=4] ONLUK SAYMA DÜZENİ Sayı sistemimiz onluk sayma düzenine göredir. Bu düzende çokluklar birlik, onluk, yüzlük, binlik gibi gruplara ayrılır. Bir doğal sayıda bu grupların yerleri bellidir. Örneğin, 2543 sayısı içinde 3 birlik, 4 onluk, 5 yüzlük, 2 binlik vardır.  RAKAM Ona kadar olan doğal sayıları gösteren işaretlere rakam denir.  Rakamlar kümesi : R = {0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9} olarak tanımlanır. Onluk sistemde on tane rakam kullanılır. BASAMAK DEĞERİ Rakamların sayı içinde bulundukları basamağa göre aldıkları değerlere basamak değeri ya da bağıl değer denir. Bir sayının rakamlarının basamak değerleri toplamı sayının kendisini verir. SAYI DEĞERİ Rakamların sayı içindeki basamak değerleri gözönüne alınmadan tek başına gösterdiği değere sayı değeri ya da mutlak değeri denir.  ÇÖZÜMLEME Bir sayının içinde kaç tane birlik, kaç tane onluk, kaç tane yüzlük, kaç tane binlik, ... varsa bunları ayırarak toplam biçiminde yazmaya çözümleme denir. 2345 = 1000 + 1000 + 100 + 100 + 100 +&nb... Devamı

Saf madde ve karışım arasındaki farklar

2012-12-26 17:53:00

  Saf madde ve karışım arasındaki farklar MADDELER DOĞADA KARIŞIK HALDEDİR A)Saf Maddeler * Çevremizdeki bazı maddeler saf durumundadır. İçlerinde kendinden başka madde bulunmayan maddelere saf maddeler denir..Saf maddeler 2 grupta toplanır. 1)Elementler 2)Bileşikler  Bunları açıklayalım; 1)Elementler:Tanecikleri aynı cins atomlardan oluşan maddelere ELEMENT denir.Örneğin; havadaki oksijen, azot, helyum gibi maddeler elementtir.Kükürt,İyot,LKalsiyum,hidrojen,demir,altın gibi maddeler birer elementtir.  2)Bileşikler: En az 2 farklı atomun birleşmesiyle oluşan maddelerdir. Örneğin; su,yağ,alkol,şeker,yemek tuzu,karbondioksit,çamaşır sodası….vb. NOT:Süt; su ,şeker,protein,yağ gibi besinlerin karışımından oluşur.Saf süt deyimi; ste başka maddeler katılmadığını belirtir. B)Karışımlar  * Çevremizdeki bir çok madde karışımlar halindedir. Birden çok saf maddelerin kendi özelliklerini kaybetmeden bir araya gelmesiyle oluşan maddelere karışım denir. Toprak, şekerli su, limonata, ayran, ekmek, süt, reçel, bal, hava, deniz suyu, harç karışımdır. * Karışımlar 2 gruba ayrılır. 1)Homojen karışımlar 2)Heterojen karışımlar Bunları açıklayalım; 1)Homojen Karışımlar:Her yanı aynı özelliği göstermeyen karışımlarıdır. 2)Heterojen Karışımlar:Her yanı aynı özelliği gösteren karışımlardır.Heterojen Karışımlar birbiri içinde çözünmeyen karışımlardır.Ayran,süt,toprak,bulut,sis,çamurlu su….vb.Heterojen Karışımların en önemli özellikleri şunlardır; * Saydam Değildir. * Bekletildiklerinde maddelerin biri ya da birka&... Devamı

Maddenin Değişimi

2012-12-26 17:52:00

  Maddenin Değişimi MADDENİN DEĞİŞİMİ * Maddenin değişimi biçim ya da yapı yönünden gerçekleşebilir. * Basınç,ısı gibi etkenler maddenin değişimine etkili olabilir. * Birbiri içine katılan maddelerle farklı özellikte yeni maddeler elde edilebilir. * Madde işlenerek biçimde değişikliğe uğratılabilir. * Bu yolla kaşık,gözlük,kalem….vb. eşyalar yapılır. * Maddenin yapıca ve biçimce değişimi 2 yolla olur. 1)İnsan eli ile 2)Doğa olayları ile İNSANLAR İŞLEYEREK MADDEYİ DEĞİŞTİREBİLİR * Fabrikada işlenen demirden dikenli tel,çivi,tel,iğne,raptiye,ataş…vb.maddeler yapılır. * Farklı plastik maddelerin işlenmesi ile poşet,cetvel,sandalye,kova,oyuncak…vb.yapılır. * Un buğdayın,çimento ise toprağın işlenmesi ile elde edilir. * Ayakkabı,terlik,kemer,çanta ….vb.maddeler hayvan derilerinin işlenmesi ile elde edilir. Maddenin işlenmesi biçim değişikliği ile de olabilir.Örneğin; * Tahtanın işlenmesi ile dolap,masa,sandalye gibi eşyalar elde edilir. DOĞA OLAYLARI İLE MADDE DEĞİŞEBİLİR * Rüzgar,deprem,erozyon…vb.nedenlerden dolayı doğanın şekli değişir. * Kayalar; rüzgar ve erozyon nedeniyle küçük parçalara ayrılır.Zamanla toprak oluşur. * Yaşlanan ağaçlar böcekler ve yağmur etkisiyle çürür ve kurur. * Şimşek ve gökgürültüsü havada azotlu bileşikler oluşmasına neden olur. * Günümüzde kullandığımız kömür; milyonlarca yıl önce bitkilerin toprak içinde kömürleşmesiyle oluşmuştur. * Petrol;Milyonlarca yıl t... Devamı

kanın vücutta dolaşımı

2012-12-26 17:51:00
kanın vücutta dolaşımı |  görsel 1

  kanın vücutta dolaşımı   Kan damarları vücudun her noktasını dolaşır. Hatta damarlarımız o kadar uzundurlar ki düz bir alana yayılacak olsalar toplam uzunlukları yaklaşık 100 bin kilometre olur. Kan damarlarının vücudunuzun her yerini kapladığını anlamak aslında hiç zor değildir. Vücudun uzun herhangi bir yerinde ufak bir çizik bile olsa hemen kanamaya başlar. Bu, kan damarlarının her yerinizi sardığını gösterir. Kan damarlarının vücudun her noktasında olması çok önemlidir. Çünkü önceki bölümde de bahsedildiği gibi, kan damarları sayesinde hücrelerin ihtiyacı olan besinler taşınır. Hücrelerin çalışması için gerekli olan oksijen de damarlardan akan kan sayesinde hücrelere ulaşır.     Kan damarlarında besinlerin taşınmasını deniz taşımacılığına benzetebiliriz. Gemilerle yük taşınacağı zaman öncelikli olarak limanda yükleme yapılır. Bunun için uygun paketleme ve yerleştirme yapılması şarttır. Yükleme bittikten sonra gemi denize açılır ve yükü bırakacağı limana doğru hareket eder. Limana vardığında paketler boşaltılır ve ilgili merkeze gider. Kan damarlarında da dev bir okyanusta gemilerin yük taşıması gibi hücrelerin ihtiyacı olan besinler taşınır. Oksijen, yağ, amino asitler paketler halinde kanda ilerler ve ilgili hücreye geldiklerinde boşaltılırlar. Bu taşıma sisteminde hiçbir zaman hata olmaz. Her madde ilgili hücreye doğru zamanda ve doğru miktarda ulaşır. Aksi olsaydı ve bir hücreye oksijen yerine yağ gitseydi, bu o hücrenin ölmesine sebep olurdu. Dikkat edilirse bu sistemdeki en ufak bir hata çok büyük zararlara neden olabilirdi. Kan vücutta; · Oksijen alışverişi  · Enerji sağlayan karbonhidratların dokulara dağılması · Proteinlerin dokular arası... Devamı

SOLUK ALIP VERME

2012-12-26 17:48:00
SOLUK ALIP VERME |  görsel 1

  SOLUK ALIP VERME Soluk alıp veriyorum: Bir canlının yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerjinin sağlanması için besinlere ihtiyaç duyulur. Oksijen alıp karbondioksit verme ile gerçekleşen olaya solunum adı veriler. Solunum olayı:   Burun---yutak---gırtlak---soluk borusu---akciğer   A-Burun: koku alma organıdır. Havayı ısıtır ve nemlendirir. İçindeki kıllar toz ve mikropları tutarak alınan havayı temizler. Hava burundan yutağa geçer. B-Yutak: ağız ve burun arka tarafta yutağa açılır. Hem sindirim hem de solunum organıdır. Yemekler yutaktan yemek borusuna hava ise yutaktan soluk borusuna geçer. C-Gırtlak: ses tellerimizin olduğu yapıdır. D-Soluk borusu: yemek borusunun önünde yer alır. Üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşur. Havanın akciğere iletilmesini sağlar. E-Akciğer: göğüs kafesi içinde bulunur dış etkilerden koruyan zara sahiptir. Sağ ve sol olmak üzere iki tanedir. İç yüzeyleri nemlidir. Oksijen girişini karbondioksit çıkışını sağlar. Diyafram ile birlikte çalışırlar. Nefes alırken genişler. Nefes verirken büzüşür.   Nasıl nefes alıp veriyoruz? Burundan ve ağızdan alınan hava, yutaktan gırtlağa, gırtlaktan da soluk borusuna geçer. Soluk borusundan akciğere gelir   Soluk alıp verirken akciğerimiz nasıl çalışır? Soluk alırken: kaburga kasları yukarı doğru kasılır.Diyafram aşağı doğru düzleşir ve kasılır. Sonuçta göğüs kafesi ve akciğer genişler. Akciğere hava dolar. Soluk verirken: kaburga kasları aşağı doğru gevşer.Diyafram yukarı doğru kubbeleşir. Sonuçta göğüs kafesi ve akciğer daralır. Akciğerden hava dışarı çıkar.   Neden soluk... Devamı

Destek ve hareket sistemi

2012-12-26 17:48:00
Destek ve hareket sistemi |  görsel 1

  Vücuda destek olup koruyan, kaslarla bağlanarak hareketi sağlayan yapıya iskelet denir. İskeletin görevleri şunlardır; Kaslara ve iç organlara bağlanma yüzeyi sağlar İç organları dış etkenlere karşı korur. İhtiyaç duyulan bazı inorganik maddeleri depolar. Kemiklerin içindeki ilik dokusu, alyuvar ile bazı akyuvarı üretir. Vücudun dik durmasını sağlar. İskeletimizi oluşturan kemikler, dış görünüşleri bakımından; a) Uzun Kemik: Kol- bacak, parmak kemikleri b) Yassı Kemik: Kafatası, kürek, kaburga, kalça kemikleri c) Kısa Kemik: Omurlar olmak üzere üç çeşittir. Tüm kemiklerde; Sıkı(dolgun) kemik Gevşek (süngerimsi) kemik olmak üzere iki çeşit doku vardır. Kemiğin yapısı → Ayrıntılı bilgi için: Kemik Yapısında organik ve inorganik maddeler bulundurur. Organik maddeler sinirler ve kan damarlarıdır. İnorganik maddeler ise kalsiyum, potasyum, ve sodyum tuzlarıdır. Bu maddeler kemiğe sertlik vermektedir. Kemiğin dış kısmında kalınlaşmasını ve onarılmasını sağlayan kemik zarı (Periost) bulunur. Gövde kısmı ile kemik uçlarının dış kısmı sıkı kemiktir. Kemik uçlarının içi süngerimsi kemiktir. Süngerimsi kemik dokusunda kırmızı ilik bulunur. Kemik gövdesinin ortasındaki kanalda sarı kemik iliği bulunur. İskeletin Kısımları: İnsan iskeleti yaklaşık 207-214 kemikten oluşmuştur. Baş Gövde Üyeler iskeleti olmak üzere üç grupta incelenir. 1. Baş İskeleti Beyin ve iç kulağı örten kafatası iskeleti ve çene, burun, gözde bulunan yüz iskeleti olmak &uum... Devamı

3) Maddenin Ölçülebilir Özellikleri

2012-12-26 17:46:00

  3) Maddenin Ölçülebilir Özellikleri MADDENİN ÖLÇÜLEBİLİR ÖZELLİKLERİ Maddenin ölçülebilir özellikleri kütle ve hacimdir. Kütle ve Kütlenin Ölçülmesi Bir maddenin değişmeyen madde miktarına KÜTLE denir. Kütle yanda görülen eşit kollu terazi ile ölçülür. Bir cismin kütlesi her yerde aynıdır. Kütle birimi gramdır. 1000 gram = 1kg dır. Eşit kollu terazi ile kütle ölçülürken eşit kollardan birine gramlar diğer bölümüne ise tartılacak maddeler konulur. Günümüzde elektronik terazilerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Maddeler çok küçük taneciklerden oluşmuştur. Bir maddenin bütün taneciklerinin toplamı o maddenin MİKTARINI belirler. Yani kütle, madde miktarının bir ölçüsüdür. Bir cismin kütlesi ne kadar ise madde miktarı da o kadardır. Benim kütlem 90 kg ise madde miktarım da 90 kg’dir. Kütle birimi gram ve kilogram’dır. KATI MADDELERİN KÜTLELERİNİN ÖLÇÜLMESİ Maddelerin miktarını çeşitli terazilerle ölçeriz. SIVI KÜTLELERİN ÖLÇÜLMESİ Sıvı maddelerin büyük bir çoğunluğu litre ölçülür. Fakat tahin, pekmez gibi akışkanlığı az olan sıvı maddeleri litreyle ölçmek zordur. Bu nedenle akışkanlığı az olan satılırken kütleleri ölçülür. Sıvı bir maddenin kütlesini ölçmeden önce içine konulduğu kabın kütlesi ölçülür. Boş kabın kütlesine dara denir. Bir maddenin konduğu kapla birlikteki kütlesi. Brüt kütle, net kütleyle daranın toplamından bulunur. Örnek problem:... Devamı

KROKİ NEDİR

2012-12-26 17:45:00

  KROKİ NEDİR   Bir yerin başlıca özelliklerini gösteren taslak çizime denir. Kroki   Bir nesne ya da yerin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimdeki kuş bakışı görünüşünün kâğıt üzerine ölçüsüz çizimidir. bir adresi tarif etmek için çizilen kroki, adresi bulmayı kolaylaştıran basit bir çizimdir. Kroki çizimlerinde önemli yollar, cadde ve sokaklar gösterilir.       Kroki Çizimi   Yakın çevremizi kâğıt üzerinde gösterebilmek için kroki ve plândan yararlanırız.   Sokağımızın, mahallemizin ya da semtimizin, kuş bakışı görüşünün küçültülerek, ölçüsüz olarak düzlem üzerine çizilmesine, kroki denir.   Kuş bakışı, yüksek bir yerden aşağıya doğru bütün genişliği içine alabilecek şekilde bakmak demektir. Kroki, günlük yaşantımızda çok sık kullandığımız çizimdir. Bu çizimler, ana hatlarıyla ölçmeden yapılır.   Krokiye ölçek konulmaz. Uzunluklar göz kararı ile belirtilir. Önemli yerler şematik olarak gösterilir. Krokinin çizildiği kâğıdın bir köşesine kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir ok konulur.   Kroki, okulumuzun çevresini, mahallemizi, köyümüzü tanımada yardımcı olur. Ayrıca aradığımız bir adresi bulmak için de krokiden yararlanırız. Bir arkadaşımıza evimizin yerini basit bir kroki çizerek tarif edebiliriz. Sınıfımızın, okul bahçesinin, odamızın ve sokağımızın durumunu da kroki ile gösterbiliriz.   KROKİ NE İŞE YARAR     Yakın çevremizi kâğıt üzerinde gös... Devamı

KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİMİZ NELERDİR ?

2012-12-26 17:44:00

KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİMİZ NELERDİR ? EFES ANTİK KENTİ TOPKAPI SARAYI SELMİE CAMİİ FSM KÖPRÜSÜ AYASOFYA CAMİİ ULUDAĞ EFES KÜTÜPHANESİ ZEUGMA GAP ISHAK PAŞA SARAYI SÜMELA MANASTIR ÇİFTE MİNARELİ METRESE NEMRUT MANAVGAT ŞELALESİ SEMAZENLER BODRUM ŞEHİTLER ABİDESİ ANITKABİR TOPKAPI SARAYI    ... Devamı

Aktif taşıma

2012-12-17 22:17:00

Aktif taşıma Hücreler canlı organizmalardır. Canlılıklarını sürdürebilmek için çeşitli maddelere ihtiyaç duyarlar. Bu maddeleri çevrelerinden alıp kullanırlar. Kullanım sırasında oluşan atık maddeleri de hücreden dışarıya atarlar. Tüm hücrelerde hücreyi çepeçevre saran Akışkan-Mozaik Zar yapısındaki hücre duvarı bulunur. Bu zar canlı bir yapı olduğu için seçici geçirgendir ve ancak belirli maddelerin geçişine izin verir. Küçük moleküller hücre zarındaki porlardan geçerken enerji harcanmaz. Çünkü moleküller kendiliğinden geçer. Ancak büyük moleküllerin hücreye alınması ve atılması sırasında ATP enerjisi harcanır. Eğer moleküllerin hücreye alınması sırasında enerji harcanmıyorsa buna Pasif taşıma, enerji harcanıyor ve kofullar kullanılıyorsa Aktif Taşıma adını alır. Aktif taşıma, az yoğun ortamdan çok yoğun ortama, büyük moleküllerin geçişi sırasında enerji harcanması olayına verilen isimdir. Hücre zarının üzerindeki porlardan geçemeyecek büyüklükteki moleküller enzimler yardımıyla alınır. Aktif Taşıma 2 çeşittir. • Büyük moleküllerin hücre içine alınmasını sağlayan Endositoz  • Hücre içerisindeki büyük moleküllerin atılmasını sağlayan Ekzositoz  Endositoz Endositoz, hücre zarından difüzyonla veya aktif taşımayla geçemeyecek büyüklükteki moleküllerin hücre içine alınış yöntemidir. Madde hücreye alınırken aktif taşımada olduğu gibi enerji harcanır. İki çeşit endositozdan bahsetmek mümkündür: 1.Fagositoz: Katı moleküllerin alınması.Bu olay sırasında alıncak molekül hücre zarına temas ettiğinde ilk olarak yalancı... Devamı

Ergenekon destanının Özeti

2012-12-17 18:39:00

Ergenekon destanının Özeti Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi. Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular. "Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler. Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler. Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti. Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağl... Devamı

Kavimler Göçünün Sonuçları - Margos Antlaşması

2012-12-17 18:37:00

  Kavimler Göçünün Sonuçları - Margos Antlaşması Kavimler Göçünün Sonuçları - Margos Antlaşması Kavimler Göçü Nedir - Kavimler Göçünün Sonuçları Kavimler Göçü, Avrupa tarihinin önemli olaylarındandır Bu göç sonundaki gelişmeler, Avrupa tarihinin dönüm noktasını oluşturur Yurtlarındaki egemenliklerini kaybeden Hunlar, Asya’nın batı bölgelerinde yaşamaya başlamışlardı 4 yüzyılda Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında yaşayan Alanların topraklarını ele geçirdiler Doğudan gelen baskılar ve kuraklık nedeniyle, batı yönündeki ilerlemeleri devam etti Bu sırada Karadeniz’in kuzeyinde ve Doğu Avrupa’da Gotlar, Gepitler, Vandallar gibi Cermen kavimleri yaşamaktaydı Balamir liderliğindeki Hunlar, İtil (Volga)’i geçtiler Hunların Karadeniz’in kuzeyine doğru gitmeleri, Gotlar, Gepitler ve Vandallar gibi kavimlerin Avrupa’nın içlerine doğru göç hareketlerini başlattı (375) Bu hareket Avrupa’nın etnik yapısını değiştirdi ve Roma İmparatorluğu’nun da parçalanmasına yol açtı İşte, Avrupalıların Barbar adını verdikleri bu Cermen kavimlerinin korku ve panik içinde birbirlerini batıya doğru itmesiyle bir çok topluluğun yer değiştirmesi olayına Kavimler Göçü denir Kavimler Göçü’nün sonuçları: 1 Avrupa, yüzyıla yakın bir süre karışıklık içinde kaldı 2 Bazı tarihçilere göre bu olay, İlkçağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı kabul edildi 3 Barbar kavimlerin batıya doğru ilerlemeleri sırasında toprakları alt üst olan Roma İmparatorluğu 395 yılında Batı ve Doğu olmak üzere ikiye ayrıldı 4 Avrupa’daki kavimlerin birbirleriyle karışıp kaynaşm... Devamı

KAVİMLER GÖÇÜ VE AVRUPA HUN DEVLETİ

2012-12-17 18:35:00

  KAVİMLER GÖÇÜ VE AVRUPA HUN DEVLETİ     Kavimler Göçü   Kavimler Göçü, Avrupa tarihinin önemli olaylarındandır. Bu göç sonundaki gelişmeler, Avrupa tarihinin dönüm noktasını oluşturur.   Yurtlarındaki egemenliklerini kaybeden Hunlar, Asya’nın batı bölgelerinde yaşamaya başlamışlardı. 4. yüzyılda Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında yaşayan Alanların topraklarını ele geçirdiler. Doğudan gelen baskılar ve kuraklık nedeniyle, batı yönündeki ilerlemeleri devam etti. Bu sırada Karadeniz’in kuzeyinde ve Doğu Avrupa’da Gotlar, Gepitler, Vandallar gibi Cermen kavimleri yaşamaktaydı.   Balamir liderliğindeki Hunlar, İtil (Volga)’i geçtiler. Hunların Karadeniz’in kuzeyine doğru gitmeleri, Gotlar, Gepitler ve Vandallar gibi kavimlerin Avrupa’nın içlerine doğru göç hareketlerini başlattı (375). Bu hareket Avrupa’nın etnik yapısını değiştirdi ve Roma İmparatorluğu’nun da parçalanmasına yol açtı. İşte, Avrupalıların Barbar adını verdikleri bu Cermen kavimlerinin korku ve panik içinde birbirlerini batıya doğru itmesiyle bir çok topluluğun yer değiştirmesi olayına Kavimler Göçü denir.   Kavimler Göçü’nün sonuçları:   Avrupa, yüzyıla yakın bir süre karışıklık içinde kaldı. Bazı tarihçilere göre bu olay, İlkçağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı kabul edildi. Barbar kavimlerin batıya doğru ilerlemeleri sırasında toprakları alt üst olan Roma İmparatorluğu 395 yılında Batı ve Doğu olmak üzere ikiye ayrıldı. Avrupa’daki kavimlerin birbirleriyle karışıp kaynaşması sonucu bugünkü İngiltere, Frans... Devamı

Asya Hun Devleti

2012-12-17 18:33:00
Asya Hun Devleti |  görsel 1

  Asya Hun Devleti Tarih bilgilerimize göre Orta Asya'da kurulan ilk Türk devleti Büyük Hun Devleti'dir . Hunlar'ın bilinen ilk hükümdarı Teoman'dır . Hunlar Ötüken'i merkez yaptılar , özellikle Çinlilerle mücadele etmişlerdir . Türklerin saldırıları karşısında Çin'liler günümüze kadar kalan ünlü Çin Seddi‘ni yapmışlardır . Çin Seddi ‘nin 2200 km uzunluğunda olması bize Türk saldırılarının çok fazla olduğunu ve Çinlileri çok rahatsız ettiğini göstermektedir . Teoman'dan sonra yerine büyük oğlu Mete geçti ( M . Ö . 209 ) . Mete Han güçlü bir ordu kurup , Asya‘daki bütün Türk boylarını Hun yönetimi altında topladı ve Çinlilerle savaştı . Mete Han'ın ölümünden sonra Hunlar bir süre daha Asya'daki güçlerini korudular . Türk beyleri ile evlenen Çin Prensleri beyleri birbirine düşürdüler . Çinliler Türkleri savaş yoluyla yenemeyeceklerini anlamışlardı . Bu nedenle “Böl ve Yönet “ uygulamasıyla Hun Devleti'ni yıkmayı başardılar . Parçalanan Hun Devleti önce Kuzey ve Güney Hunlar olarak M . S . 48 yılında ikiye ayrıldı . Çinliler bundan sonra önce Kuzey HunDevleti'nin daha sonra da Güney Hun Devleti'nin varlığına son verdiler ( M . S . 3 . Yüzyıl )   Asya Hun Devleti Hakkında Diğer Bilgiler Büyük Hun İmparatorluğu , M . Ö . 220 yılında Türkler tarafından kurulan ilk imparatorluktur . Hunlar günümüzün Moğolistan bölgesinde; Çin'in kuzeybatısında yaşamlarını sürdürmekteydiler . Bilinen ilk imparatorları Tuman ( Teoman ) 'dır . En büyük imparatorları Mete Han &lsqu... Devamı

TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ

2012-12-17 18:32:00

TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK TARİHİ Türk Adının Anlamı: Yapılan araştırmalar sonucunda Pers kuvvetli" anlamına geldiği ifade edilmektedir. Türkler tarih boyunca değişik adlarla birçok devlet kur*muşlardır. Türk adı ilk defa Göktürkler tarafından devlet adı olarak kullanılmış ve aynı dili konuşan aynı kültüre sahip olan toplulukların ortak adı olmuştur. 'Türk" adına ilk defa Göktürk Kitabeleri'nde rastlanmaktadır. Türkler'in İlk Anayurdu: Türklerin ilk anayurdu Orta Asya'dır. Orta Asya; doğuda Kingan dağlan kuzeyde ise Altay dağları ve Baykal gölü ile çevrili olan bölgedir. Coğrafi şartların elverdiği ölçüde üstün bir medeniyet kuran Türkler'in yaşadığı ilk kültür çevresine "Andro-nova kültürü" denilmektedir. Andronova Kültürü'nde tunçtan ve altından eşya yapımı yaygındır. Bakır eşya*ların üzeri altınla kaplanmıştır. Andronova'nın devamı "Karasuk Kültürü"dür. Dünyada demirin işlenerek çeşitli eşyaların yapılması ilk defa bu kültür çevresinde görül*müştür. Bu maden Hindistan Avrupa ve Çin'de ancak yüzyıllar sonra kullanılmaya başlanmıştır. İklim şartları ve yeryüzü şekillerine uygun olarak Türkler yarı göçebe bir hayat tarzını benimsemişler daha çok hayvancılık ve tarımla uğraşmışlardır. Orta Asya'dan Yapılan Türk Göçlerinin Nedenleri - Kuraklık salgın hayvan hastalıkları ve otlakların yetersizliği - Dış baskılar Avrupa ve Afrika Kıtalarına yayılmış*lardır. Bundan dolayı Türk tarihini belirli bir coğrafya krono*lojik ... Devamı

Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı ve İlk Türk Devletleri Konu Anl

2012-12-17 18:31:00

http://www.okuldersleri.com/turklerin-tarih-sahnesine-cikisi-ve-ilk-turk-devletleri-konu-anlatimi.htm Devamı

orta asya türk göçlerinin sebepleri ve sonuçları

2012-12-17 18:29:00

Türklerin Anayurdu Türklerin tarih sahnesine çıkısları Orta Asya'dır. Orta Asya'nın sınırları; Doğuda Kingan Dağları, Batıda Hazar Denizi, Güneyde Himalaya Dağları, Kuzeyde Sibirya'dır GÖÇLERİN SEBEPLERİ: 1)Nüfus artısı ve toprakların yetersiz kalısı, 2)Olumsuz iklim sartları(Kuraklık, siddetli kıslar) 3)Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler 4)Salgın hastalıklar 5)Türklerin Cihan hakimiyeti düsüncesi(Günesin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu) GÖÇ YÖNLERİ: Kuzeye Gidenler; Sibirya'ya Doğuya Gidenler; Çin ve Uzakdoğu ülkelerine Güneye Gidenler; Hindistan, Afganistan ve Çin'e Batıya Gidenler; İki yol izlememislerdir. Bir kısmı Hazar Denizinin kuzeyinden Karadeniz'in kuzeyine ve Avrupa'ya , Diğer kısmı ise Hazar Denizinin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu'ya göç etmislerdir. GÖÇLERİN SONUÇLARI: 1)Orta Asya kültür ve Medeniyeti dünyanın değisik bölgelerine tasınmıstır. 2)Göç etmeyip, Orta Asya'da kalan Türkler, ilk Türk Devleti olan "Asya Hun Devleti" ni kurmuslardır. 3)Göç eden Türk boyları gittikleri yerlerde yeni Türk Devletleri kurarlarken, oralardaki bazı devletleri de yıktılar.... Devamı

Yapılarına Göre Fiiler

2012-12-17 18:25:00

  Yapılarına Göre Fiiler   YAPILARINA GÖRE FİİLLER                 Türkçe’de fiiller yapı bakımından üçe ayrılır: 1.        Basit fiil 2.        Türemiş fiil 3.        Birleşik fiil 1.BASİT FİİLLER: Herhangi bir yapım eki almamış, başka bir kelimeyle de birleşmemiş kök durumundaki fiillerdir. Kök, fiilin bölünemeyen en küçük anlamlı parçasıdır. Sev-, ağla-, kaç-, sor-                 Çekimli bir fiilin kip, kişi ve olumsuzluk ekleri atıldıktan sonra geriye kalan iş, oluş, hareket bildiren kısmı yapım eki almamış, yani başka bir kelimeden türememiş veya başka bir kelimeyle de birleşmemiş fiil basit yapılıdır.   Okuyacakmışsın ....Oku-y-acak-mış-sın (Kök-yardımcı ses-gelecek zam.eki-rivayet eki-2.tekil şahıs eki.) 2.TÜREMİŞ YAPILI FİİLLER: Fiil ya da isim köklerine yapım eki getirilerek türetilen fiillerdir. Göz-le-                    gör-üş                     yaş-a-                      giy-in İsim                         fiil                 &n... Devamı

Türklerin Kullandığı Alfabeler

2012-12-17 18:25:00
Türklerin Kullandığı Alfabeler |  görsel 1

  Türklerin Kullandığı Alfabeler       TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER     Göktürk   Uygur   Arap   Latin   Kiril   Kullanıldığı dönem   VII-IX. yüzyıllar   VIII-XVIII. yüzyılar XI-XX. yüzyıllar   XX. yüzyıl başlarından itibaren   XX. yüzyıl başlarından itibaren Harf sayısı     38 harf:  4'ü sesli, 26'sı sessiz, 8'i ise bitişken  18 harf: 4'ü sesli 14'ü sessiz 29 harf: 3'i sesli 27'si sessiz 29 harf: 8'i sesli 21'i sessiz     40 harf: Her ülkede farklı harfler ve sayıları da değişik  Yazıldığı yön   Sağdan sola veya yukarıdan aşağıya doğru   Sağdan sola veya yukarıdan aşağıya doğru  Sağdan sola Soldan sağa Soldan sağa Harflerin özellikleri Harfler ayrı yazılıyor; kelimeler arasında ":" var     Harfler başta, ortada ve sonda farklı biçimde yazılıyor; harfler bazen bitişik. ... Devamı

TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER

2012-12-17 18:21:00

* Türklerin Kullandıkları Takvimler: * 12 Hayvanlı Türk  Takvim :    Türkler islamiyetten önce “12 Hayvanlı Türk Takvimi”ni kullanmışlardır. Güneş yılı esaslı olan bu takvim 12 yılda bir devreder ve her yıl bir hayvan adıyla anılırdı. * Hicrî Takvim :   Hicrî takvimin başlangıcı Hz. Muhammed’in (S.A.V.) Mekke’den Medine’ye hicret (göç) ettiği tarih olan 622’dir. H.Takvimde ayın dünya çevresinde 12 defa dönüşü esas alınmış ve bu tam dönüşe “ay yılı” denilmiştir. Bu takvim Hz. Ömer Döneminden itibaren oluşturulmuştur. Türkler islamiyeti kabul ettikten sonra bu takvimi kullanmaya başlamışlardır. * Celali Takvim :   Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın isteği ile Nizamülmülk tarafından Ömer Hayyam’ın başkanlığında bir komisyona hazırlatılmıştır. Güneş yılı esasına göre düzenlenmiştir. Celâli takvim Melikşah’ın ölümünden sonra terk edilmiştir. * Rumi Takvim:   Osmanlı Devletinde kullanılan ”Rumî Takvim” güneş yılını esas almış ve “Mali Takvim” diye de adlandırılmıştır. Bu takvim yalnızca Maliye alanında kullanılmıştır. * Miladi Takvim :    Milat doğum demektir. Bu takvimde Hz. isa’nın doğumu başlangıç olarak kabul edildiği için takvime “Miladi Takvim” denilmiştir. Milâdi takvimde dünyanın güneş  etrafında bir defa dönüşü esas alınmıştır. Ülkemizde 1926 yılından itibaren “Miladi Takvim” kullanılmaya başlanılmıştır.... Devamı

Katy Perry - Firework

2012-12-16 15:58:00

Devamı